Yapay Kalp Kapağı Çeşitleri

Yapay Kalp Kapağı Çeşitleri

Kalp kapakları, kalp içerisinde yerleşik halde bulunan ve kalp odacıkları arasında kan geçişi oluşmasını sağlayan yapılardır. Kalbimizin gün içerisinde ortalama yüz bin kere kasılmasıyla pompaladığı kan, bu odacıkların içinde bulunan ve açılıp kapanan kapaklardan geçerek dolaşmaktadır. Kalp kapakları, kendi aralarında belli bir uyum içerisinde ve sistemli olarak çalışmaktadır. Bu bakımdan kalp kapağı hastalıkları, kalp içerisinde yerleşmiş olan bu kapak veya kapakların, tek başına ya da birlikte yeterli ve nitelikli çalışmaması durumunda ortaya çıkmaktadır.

Kalp kapağı hastalıklarının tedavisi amacıyla uygulanmakta olan kalp kapağı seçeneklerinden, yapay kalp kapağını ve çeşitlerini ele almadan önce, kalp kapağında meydana gelen sağlık sorunlarına değinmek faydalı olacaktır.

Kalp Kapakları ve Fonksiyonları Nelerdir?

Kalp kapakları, kalp içinde yerleşik olarak sistemli ve düzenli kan geçişini sağlayan yapılardır. Kalp kapakları; mitral, aort, pulmoner ve triküspit olmak üzere 4 tanedir. Kalbimizde bulunan bu dört odadan iki tanesi küçük, diğer iki tanesi ise büyüktür. Küçük odalar; kulakçık(atrium), büyük odalar ise; karıncık(ventrikül) adını almaktadır. Aynı zamanda bulundukları yer üzerinden de belli fonksiyonlar yüklenen bu kapaklar, sol taraftaki odalarda temiz kanın, sağ taraftaki odalarda ise kirli kanın geçişini gerçekleştirmektedir.

  • Kalbin sol tarafında bulunan ve küçük oda ile büyük oda arasındaki kan geçişini sağlayan kapıya; ‘mitral kapak’ adı verilmektedir. Sol tarafta büyük odadan çıkan kanın vücuda atıldığı kapıya ise ‘aort kapak’ adı verilmektedir.
  • Kalbin sağ tarafında yer alan, küçük ve büyük oda arasındaki kan geçişini gerçekleştiren kapıya ‘triküspid’ adı verilmektedir. Sağ taraftaki büyük odadan kanın temizlenmesi amacıyla akciğerlere geçişinin sağlandığı kapıya ise ‘pulmoner kapak’ adı verilmektedir.

Kalp kapıları kendi aralarında belli bir uyum içerisinde işleyiş gerçekleştirmektedir. Kalbin gevşemesi sırasında, küçük oda ile büyük odalar arasındaki kapılar açılarak, diğer kapılar kapanmaktadır. Kalbin kasılması ve dolayısıyla kanın vücuda daha çok pompalanması durumlarında ise, küçük odalar ile büyük odalar arasındaki kapılar kapanarak, diğer bütün kapılar kapatılmaktadır. Bu bakımdan kalp kapaklarında doğuştan mevcut olan ya da çeşitli etkenler sonucu sonradan ortaya çıkan fonksiyon bozuklukları, kalp kapağı hastalıklarına sebep olmaktadır.

Kalp kapağı hastalıkları genel olarak; kapak darlığı veya kalp yetmezliği olmak üzere iki bölümde incelenmektedir. Kalp kapak darlığı, kalp kapağının tam olarak açılamaması sonucu ortaya çıkan sağlık problemleridir. Bu durum, kalp kapaklarının ilerleyen yaşa bağlı olarak deformasyona uğraması, çevresinde kalsiyum birikmesi, ateşli romatizma hastalıkları sebebiyle ya da doğuştan ortaya çıkabilmektedir. Kalp kapak yetmezliği ise, kalp kapağını oluşturan kapakçıkların yapısal olarak bozulması ve tam olarak kapanamaması sonucu ortaya çıkan sağlık sorunlarıdır. Kalp kapağı darlığı ve yetmezliği hastalıkları, ilaç kullanımına rağmen hastanın rahatlatılamadığı bir safhaya geldiği zaman, ameliyat bir gereklilik haline gelmiş demektir. Bu aşamada, gerçekleştirilecek ameliyat ile, hastalıklı ya da tam olarak çalışmayan nitelikteki kalp kapağı, suni olarak üretilmiş kapak ile değiştirilmektedir.

Kalp Kapağı Ameliyatı

Kalp kapağının hastalıklı ya da fonksiyonlarını tam olarak gerçekleştiremez niteliğe geldiği durumlarda, suni olarak üretilmiş kapak ile değiştirilmesiyle gerçekleştirilen ameliyatlara, kalp kapağı ameliyatı ya da kalp kapak replasmanı adı verilmektedir.

Kalp kapağı ameliyatları, 1960 yılından bu zamana başarılı bir şekilde gerçekleştirilmekte olan cerrahi operasyonlardır. İdeal kalp kapağı protezi konusunda hala çalışmalar sürdürülmekte olsa da güvenle uygulanmakta olan birçok alternatif protez kapak bulunmaktadır.

Yapay (Protez) Kalp Kapağı Çeşitleri

1. Mekanik (Metal) Kalp Kapakları

Mekanik kalp kapakları; özellikle genç hastalarda tercih edilmekte olan yapay kalp kapağı çeşitlerinden biri olarak karşımıza çıkmaktadır.

Mekanik kalp kapakları, hastaya takıldıktan sonra hastanın ömür boyu kan sulandırıcı kullanması gerekmektedir. Coumadin ilacı dozu hastaya göre ayarlanmalıdır. Her hastanın kan düzeyi için, INR adı verilen değerler ölçülmektedir. Örneğin; mitral mekanik yapay kapağı uygulanan hastalarda, INR değerinin ortalama 2,5-4 arasında tutulması gerekmektedir. Aort mekanik yapay kapak takıldığı durumlarda ise INR değeri, 2-3 arası tutulmaktadır. Bu değerlerin altına düşmesi durumunda, kapakta pıhtılaşma oluşabilmekte ve felç, ölüm gibi sonuçlar ortaya çıkabilmektedir. Kan sulandığı sürece, mekanik yapay kalp kapağında bir pıhtılaşma durumu gerçekleşmemektedir. Aynı doğrultuda, kan sulandırıcı dozunun fazla uygulanması durumunda, vücutta küçük morluklar, mide kanaması ya da daha ciddi boyutta kanamalar meydana gelebilmektedir. Bu bakımdan yapay kalp kapağı çeşitlerinden, mekanik kalp kapağının uygulanması durumunda hastanın düzenli kan kontrolü gerçekleştirilerek kan sulandırıcı kullanması gerekmektedir.

2. Biyolojik Kalp Kapakları

Yapay kalp kapağı çeşitlerinden bir diğeri olarak karşımıza çıkan biyolojik kalp kapakları, hastanın kan sulandırıcı kullanamayacak durumda olması ya da tercihen kan sulandırıcı kullanmak istememesi durumlarında tercih edilmektedir. Biyolojik yapay kalp kapakları genel olarak şu durumlarda tercih edilmektedir;

  • Özelikle 70 yaş ve üzeri, yani ileri yaş grubundaki hastalarda
  • Kanama bozukluğu hastalıklarına sahip kişilerde
  • Çocuk sahibi olmak isteyen kadın hastalarda. Nedeni de bu hastalarda gebelik sırasında kan sulandırıcı Coumadin ilacının kullanımının sakıncalı olmasından kaynaklanmaktadır.

Biyolojik kapakların, mekanik kalp kapaklarına göre ömrü çok daha kısadır diyebilmekteyiz. Biyolojik kapaklarda ortalama olarak, 10-15 yıl içerisinde bozulmalar meydana gelmektedir. Bu bozulmalar, özellikle mitral biyolojik kapaklarda daha çok meydana gelmektedir. Yapılan araştırmalara göre, mitral biyolojik kapaklarda, uygulanan yapay aort biyolojik kapaklarına göre on yıl içerisinde %15 civarında bozulmalar meydana gelebilmektedir. Bu bakımdan biyolojik kalp kapakları daha çok ileri yaştaki hastalarda tercih edilmektedir.

Biyolojik yapay kalp kapaklarında, mekanik kalp kapaklarından farklı olarak, kan sulandırıcı kullanılması zorunluluk gerektirmemektedir. Eğer hastada kan sulandırıcı tedaviyi gerektirecek başka bir neden (kalp ritim bozukluğu, bacak damarında pıhtılaşma gibi) bulunmamaktaysa, hastanın biyolojik yapay kalp kapağı uygulaması sonrasında ömür boyu kan sulandırıcı kullanmasına gerek yoktur.

Gelişen teknoloji ile şu an biyolojik kapakların ameliyatsız takılması da mümkündür. TAVI tekniğinde aort darlığında anjio yapılıyor gibi kasıktan girerek aort kapağını takabilmekteyiz. Diğer yöntem de koltukaltından girilerek dikişsiz aort kapağı takılması tekniğidir.

Bu tekniklerle hem ameliyat süresi kısalmakta hem de hastalar erken taburcu edilerek normal yaşama dönebilmektedir.