Kalp Kapağı Ameliyatları

Kalp Kapağı Ameliyatları

İçinde bulunduğumuz dönemde özellikle endüstrileşmiş ülkelerde birçok hastalığın tanı ve tedavisi yüksek teknolojik cihazlar yardımı ile güvenilir bir şekilde gerçekleştirilmektedir. Bunun sonucunda ortalama insan ömrü gittikçe uzamaktadır. Ancak tüm bu gelişmelere rağmen ülkemizde ve dünyada kalp hastalıklarının görülme sıklığı giderek artmaktadır. Son yıllarda gelişmiş ülkelerde hipertansiyon, koroner arter hastalığı, kalp yetmezliği ya da kalp kapak hastalıklarının görülme oranı oldukça fazladır ve kalp hastalıkları en sık ölüm nedeni olmaya devam etmektedir.

Kalp kapak hastalıkları birçok faktöre bağlı gelişebilmektedir. Doğuştan kalp kapaklarında sorun olabileceği gibi sonradan da kalp kapakları zarar görebilir. Gelişmekte olan ülkelerde çocukluk çağında geçirilen üst solunum yolu enfeksiyonları kalp kapaklarını etkileyerek yetişkin yaşlarda kapaklarda bozukluğa sebep olurlar. Daha çok gelişmiş ülkelerde ise ileri yaşlarda kapaklardaki yaşlanmaya, eskimeye bağlı sorunlar ortaya çıkar.

Kalp kapak hastalıklarının tanı sürecinde aşağıdaki adımlar uygulanmaktadır;

  • Hasta öyküsünün alınması
  • Yaşanan belirtilerin değerlendirilmesi
  • Yaşam tarzlarındaki kısıtlılıklar
  • Kalp hastalığına eşlik eden başka hastalıklar
  • Hastanın genel fizik muayenesi
  • Romatizmal ateş profilaksisi değerlendirmesi
  • EKG (elektrokardiyogram)
  • Akciğer filmi
  • EKO
  • Anjiografi . Erkeklerde 40 yaş, kadınlarda 45 yaşından sonra.

Yukarıdaki maddelere ilave olarak kalp kapak hastalıklarının tanı sürecinde Kardiyak MR, bilgisayarlı tomografi, floroskopi, radyonüklit anjiyografi gibi tetkiklerin de yapılması gerekebilir.

Kalp Kapak Hastalıkları Nelerdir?

Kalpte bulunan kapaklar; aort, mitral, pulmoner ve triküspit olarak isimlendirilmektedir. Bu kapakların daralması ya da yeterli düzeyde çalışmaması hem kalp organında başka ciddi hastalıklara neden olmakta hem de hastanın genel sağlık durumunu önemli derecede etkilemektedir. Kalp kapak hastalıklarına eşlik eden diğer hastalıkların başında kalp ritim bozuklukları ve koroner arter hastalıkları yer almaktadır.

Kalp Kapak Ameliyatı Yöntemleri Nelerdir?

Kalp kapak hastalıklarının tedavisinde darlık ya da yetersizlik durumları ilaç tedavisi ile kontrol altına alınamadığı durumlarda cerrahi tedavi yöntemlerine başvurulmaktadır. Kalp kapak tamiri ya da kalp kapak replasmanı (değişimi) disiplinine dayanan cerrahi tedavi yöntemlerinden hangisinin uygulanması gerektiğine ayrıntılı tanı sürecinden sonra karar verilebilmektedir.

Kalp Kapak Tamiri

Kalp kapak hastalıklarında fonksiyonu bozulmuş kapağın cerrahi yöntemler ile tamir edilmesi öncelikle tercih ettiğimiz yöntemdir. Özellikle mitral kapak hastalıklarında ve triküspit kapak hastalıklarında tamir seçeneğini her zaman ön planda tutmaktayız. Bu durumda hasta herhangi bir protez kullanmamakta ve kendi kalp kapağı ile yaşamını sürdürebilmektedir. Aynı zamanda kan sulandırıcı ilaç da kullanmak zorunda değildir. Kapakların ileri derecede bozulduğu zarar gördüğü durumlarda ise kapağın değiştirilmesi tercih edilmelidir.

Kalp Kapak Değişimi

Kalp kapak değişiminde hastanın yetersiz kalp kapağı yerine biyolojik ya da mekanik kalp kapağı yerleştirilmesi işlemidir. Bu işlemde biyolojik kapak olarak insan kalbinin anatomisine yakın olan sığır, domuz gibi hayvanlardan alınan kapaklar kullanılmaktadır. Ameliyattan sonra kan sulandırıcı herhangi bir ilaç kullanılmasına gerek yoktur. Fakat biyolojik kapak replasmanı uygulaması sonrasında yıllar içerisinde yerleştirilen kapak da deformasyona uğrayabilmekte ve yeniden bir cerrahi işleme başvurulması gerekmektedir.

Mekanik kapak değişimi ameliyatında ise hastanın yetersiz kalp kapağı yerine özel olarak tasarlanan mekanik kalp kapağı yerleştirilmektedir. Bu kapaklar dayanıklılık olarak sorun çıkartmamakta fakat sürekli kan sulandırıcı kullanılmasını gerektirmektedir.

Kalp Kapak Ameliyatları Nasıl Uygulanır?

Kalp kapak ameliyatları her cerrahi uygulama gibi önceki yıllarda oldukça büyük risk faktörleri barındıran bir işlemdi. Bu nedenle birçok hasta tedavi olmaktan korkmakta ve kalp kapak problemleri çok daha ciddi durumlara gelmekteydi. Ancak günümüzde gerek bilimsel çalışmaların hayata geçirilmesi gerekse de tıp alanında gelişen teknolojinin kullanılmaya başlanması sonucunda kalp kapak ameliyatları dahil tüm kalp ameliyatları oldukça güvenilir bir şekilde uygulanabilmektedir.

Minimal İnvaziv Kalp Kapak Ameliyatı

Minimal invaziv cerrahi, günümüzde kalp hastalıklarının tedavisinde ve diğer cerrahi uygulamalarda kullanılan bir yöntemdir. Cerrahi girişimler yıllar içinde daha küçük kesi, daha hızlı sürede ve az kanamayla yapılabilir hale gelmiştir. Özellikle kalp cerrahisinde standart yöntem göğüs ön kemiğini açılarak ameliyatların yapılmasıdır. Bizim son yıllarda uyguladığımız koltuk altından küçük kesi ile bu ameliyatlar yapılabilir hale gelmiştir. Özellikle aort kapak cerrahisinde kullandığımız TAVI yönteminde ise bir kateter üzerine yerleştirilmiş kapak kasıktan küçük bir kesi ile kalbe gönderilerek kapak takma işlemi gerçekleşmektedir. Bu özellikle yaşlı ve riskli hastalarda son derece güvenli bir şekilde uygulanabilmektedir. Minimal invaziv cerrahinin gelişmesi ile birlikte hastalar daha hızlı iyileşebilmekte ve daha çabuk normal hayata dönebilmektedir.

Koltuk Altı Kalp Kapak Ameliyatı

Biz kalp kapak ameliyatlarının neredeyse tamamını koltuk altı tekniği ile yapmaktayız. Koltuk altından küçük kesi ile girilip kalbe ulaşılarak kalp kapak tamiri ya da kalp kapak replasmanı işlemi uygulanmaktadır. Bu teknikle mitral, triküspit ve aort kapağına ayrı ayrı veya hepsine aynı anda müdahale etmek de mümkündür.

Kalp Kapak Ameliyatlarında Minimal İnvaziv ve Koltuk Altı Yöntemlerinin Avantajları

  • Yara yeri küçük olduğu için hasta daha çabuk iyileşir.
  • Yoğun bakım ve hastanede kalma süresi kısalır. Ameliyattan 5 gün sonra taburcu olunabilir.
  • Kozmetik açıdan daha iyi sonuçlar alınır. Kişinin ameliyatlı olduğu fark edilmez.
  • Ameliyat sonrasında ağrı daha azdır.
  • Yaşlı ve kemik erimesi olan hastalarda rastlanan göğüs kemiğinin açılması riski, bu teknikte görülmez.
  • Ameliyattan kısa bir süre sonra araba kullanılabilir.
  • Hasta emniyet kemeri takabilir.
  • Göğüs ön duvarı açılmadığı ve kemik kesilmediği için enfeksiyon riski de düşüktür.
  • Hasta kollarını rahatça kullanabilir.
  • Ağır kaldırılabilir.
  • Yüzülebilir.
  • Hasta kendi başına rahatça hareket edebilir, öksürebilir. Göğüs kemiğinin açılma riski yoktur.
  • Yara iyileşmesi açısından şeker hastalarında, kilo ve ileri yaştaki hastalarda daha çok avantajlıdır.

Kalp kapak hastalıklarında cerrahi müdahalede zamanlama çok önemlidir. Kalp kapak hastalığı nedeniyle takip edilen hastalarda ameliyat zamanlaması için uluslararası kılavuzlar dikkate alınmalır. Bozulmuş kapağa ne erken müdahale edilmedi ne de ameliyat için geç kalınmalıdır. Hastalar belirli aralıklarla takip edilmeli ve optimal zamanda geç kalmadan ameliyat yapılmalıdır.