Ateroskleroz (Damar Sertliği) Nedir?

Ateroskleroz (Damar Sertliği) Nedir?

Damar sertliği olarak ifade edilen Ateroskleroz, atar damarların iç tabakalarında yağ, kolestrol ve iltihabi atıkların birleşmesi sonucunda oluşturmuş oldukları plaklar ile açığa çıkan darlık olarak açıklanabilir. Bu darlık sonucunda kan akım hızı yavaşlamakta ve organların beslenme bozukluğu oluşmaktadır.

Ateroskleroz (Damar Sertliği) Nedir sorusu içerisinde öncelikle bilinmesi gereken husus; bu hastalık sistemiktir. Yani yaygındır, vücudun sadece bir bölgesinde lokalize kalmaz. Bu nedenle damar sertliği tüm atar damarları tutabilmektedir. Bu nedenle ateroskleroza neden olan ve hastalığın zeminin oluşturan etkenlere dikkat etmek gerekir.

Ateroskleroz (Damar Sertliği) Nedenleri

Çocukluk dönemlerinde başlayarak yavaş yavaş kendini gösteren bu hastalık oldukça karmaşık ve sinsi bir süreci oluşturmaktadır. Yaşın ilerlemesi ile birlikte kendini göstermeye başlamaktadır. Bu hastalık yaygın olarak erkeklerde daha sık görülmektedir. Kadınlarda görülme sıklığı genellikle menopoz sonrası döneme denk gelmektedir. Bu durum ise östrojen hormonunun azalmasından kaynaklıdır.

Arterlerin daralması ile kan akış hızının sınırlandığı ateroskleroz hastalığında duvarın esnekliğinin kaybolarak sertleşmesine neden olan bir takım etkenler bulunmaktadır. Bu etkenler;

  • Aile içerisinde kalp – damar hastalıkları öyküsü
  • Yüksek kolesterol
  • Yüksek tansiyon
  • Obezite
  • Şeker hastalığı
  • Sigara kullanımı
  • Sağlıksız beslenme
  • Yetersiz fizik aktivite
  • Ateroskleroz (Damar Sertliği) Belirtileri Nelerdir

Ateroskleroz (Damar Sertliği) Nedir ve nedenleri nelerdir sorusuna yanıt verilmesinin ardından ele alınacak en önemli diğer konu hastalığın belirtileridir. Damar sertliği genellikle sessiz seyirli ilerlemektedir. Arter (atar damar) duvarında birikmiş olan hücreler ve yağ moleküllerinin oluşturduğu aterom plaklarının çatlaması sonrasında belirtiler kendini göstermektedir. Çocukluk döneminde başlayarak 30’lu yaşlara doğru ortaya çıkan bu hastalığın belirgin hasarlarının olduğu da söylenebilmektedir.

Öncelikle bilinmelidir ki hastalığın belirtileri kendine özel değildir. Hastalığın yani damar sertliğinin kalpte oluşması halinde kalp kası zayıflamakta ve kas işlevini yeterince yerine getirememektedir. Bunun sonucunda da kalbe giden oksijen oranı azalmaktadır. Ayrıca kalpte ritim bozuklukları olarak belirti vermektedir. Daha sonrasında da hastanın kalp krizi geçirmesi kaçınılmaz olmaktadır.

Beyinde gerçekleşen damar sertliklerinde bilinç kaybı, görme yetisinin yitirilmesi, konuşma bozuklukları ortaya çıkabilmektedir. Bacak damarlarındaki tutulumlarda ise kramp şeklinde belirtiler oluşmaktadır. Ağrı, ısı kayıpları ve gangrenler gelişebilmektedir. Böbrek damarlarının sertleşmesi halinde de hipertansiyon ve böbrek fonksiyonlarının bozulmaları gözlemlenmektedir.

Ateroskleroz (Damar Sertliği) Tanı ve Teşhisi

Hastalığın net tanısının koyulabilmesi için belirtiler ve tutulum olan bölgeler detaylı tetkik ve tahliller ile incelenmektedir. Kan tahlilleri, USG tetkikleri ve diğer görüntüleme yöntemleri Ateroskleroz (Damar Sertliği) Nedir başlığı altında detaylı bir şekilde açıklanmakta ve hastaların bu tetkikler ışığında kesin tanısının koyulduğu belirtilmektedir.

Doppler USG görüntüleme yönteminde şah damarı, böbrek damarları ve bacaktaki damarların akım hızları ve tıkanıklık dereceleri ölçülmektedir. Ayak bileği – brakial indeks testinde ayaklardaki ve bacaklardaki arterlerin akım hızları incelenmekte ve ateroskleroz olup olmadığı görülmektedir. EKG (elektrokardiogram) genellikle gelişen ya da gelişmiş olan kalp krizlerinin ortaya çıkması için kullanılmaktadır. Belirtiler ve semptomlar egzersiz esnasında gelişmişse; hekim tarafından koşu yapılması ya da bisiklet sürülmesi de (efor testi) istenebilmektedir. Böylece tanı daha sağlıklı koyulabilmektedir.

Stres testi de ateroskleroz tanısında kullanılan bir diğer tetkiktir. Genellikle kan basıncı, kalp ritmi ve solunum izlenirken bisiklet sürülmesi ya da koşu bandında koşulması istenmektedir. Ayrıca bazı testlerde kalbin resmi alınmaktadır. Kardiak kateterizasyon ve anjiografi testi; koroner damarların net olarak durumunun gösterilmesini sağlayan ve “Kardiyolog” tarafından kateter olarak adlandırılan ince bir telle kol ya da bacaktan girilerek yapılan bir testtir.

Ateroskleroz hastalığının tanısı için kullanılan diğer görüntüleme testleri içerisinde de; BT (Bilgisayarlı Tomografi), ultrason (USG), MR (manyetik rezonans) bulunmaktadır. Bu görüntüleme tetkikleri atar damarların incelenmesi için tercih edilmektedir. Ayrıca bu görüntüleme yöntemleri aracılığı ile büyük atar damarların sertleşmeleri ve daralmaları da rahatlıkla izlenebilmektedir.

Damar Sertliği Tedavisi Nasıldır

Damar sertliği hastalığının tedavisi hastalığın tutulumunun gerçekleştiği ve şikayetlerin ortaya çıktığı bölgeye göre değişiklik göstermektedir. Ateroskleroz (Damar Sertliği) Nedir konu başlığı içerisinde de belirtildiği gibi tedavi, tutulumun gerçekleştiği bölgedeki şikayetlerin önlenmesi ve kandaki yağ oranının sınırlar içerisinde tutulması amaçlanmaktadır.

Hastalığın tedavisinden önce ateroskleroza damar sertliğine neden olan risk faktörlerinin azaltılması bunların yok edilmesi hedeflenmelidir. Bu önlemler tedavinin birinci basamağını oluşturmaktadır. Damar sertliği sistemik bir hastalık olduğu için genel olarak ateroskleroz da neden olan risk faktörlerinin azaltılması en azından hastalığın ilerlemesini durduracaktır. Değiştirilebilen risk faktörleri dediğimiz sigaranın bırakılması, kilo verilmesi, düzenli egzersiz yapılması damar sistemini olumlu etkileyecektir. Bu koruma programları ilaç tedavisi ve diğer tedavi yöntemleri ile birlikte yürütülmelidir. Ayrıca hastalığın şikayetlerinin ve belirtilerinin en aza indirilmesi açısından da oldukça önemlidir. Bu koruma programı içerisinde tansiyonun kontrol altında tutulması, daha sağlıklı beslenme, kötü kolesterolün düşürülmesi en önemli başlıklardır. Bir diğer önemli konu da şeker hastalığıdır. Şeker hastalığı ateroskleroz gelişimindeki en önemli faktörlerdendir. Hastalığın oluşmaması için yaşam tarzı değişikliği, beslenme şekli ve ilaç tedavisi beraber yürütülmelidir. Kalp krizi geçiren hastalarda ise tedaviye ek olarak pıhtılaşmayı önleyen ilaçlar ile kandaki yağ oranını düşürücü ilaçlar verilmektedir. Bu ilaçlar sayesinde kalp krizinin tekrar oluşma riski düşürülmekte ve riskin önüne geçilmeye çalışılmaktadır.

Hafif bir ateroskleroz bulgusu mevcut ise kan sulandırıcı ilaçlarlar ile tedavi yöntemine başvurulmaktadır. Daha ciddi vakalarda ise, balon ya da by-pass yöntemleri kullanılarak damar sertliğinin oluştuğu bölgedeki damarlar açılmaktadır.